Gül Anne


Benim annem anne kokar… Huzur kokar. Şefkat kokar. Öyle mis gibi kokar ki, yalnız kendi için… O’ndan öğrendim kimseleri görmeyecek olsam bile mis kokmanın, bakımlı olmanın kendi saygım adına önemini.

Benim annem sokak kedilerine, dünyanın öbür ucunda ölen çocuklara, reklam filmlerine ağlar. Utanmaz, çekinmez, saklamaz. Yeri geldiğinde de çığlıklar atar sevinçten, çoşkuyla alkışlar yürüyüş yapan 1 Mayıs işçilerini. O’ndan ögrendim ben, hüznün insanı daha insan yaptığını… Duygularımı göstermemin hiçbir zaman ayıp olmadığını.

Benim annem kaosdan huzur, çirkinden güzel, azdan çok yaratır söz konusu yaşadığı yer olunca. Öyle zevklidir, öyle bir koyar ki sehpayı kanepenin yanına, milim oynatmaya kıyamazsın, bozulacak güzelliği diye. O’ndan öğrendim ben, ne renklerin ne renklerle gidebileceğini, yaşadığım yere hayat katabilmeyi.

Benim annem edebiyat aşığıdır. Başucunda hep yenilenir “kalpli” kitapları. Altını çizer, notlar yazar, ekmeği getirenle paylaşır okuduklarını.  Bir de yazar ki… Ah ne mükemmeldir, ne kuvvetlidir Onun kaleminden dökülenler… O’ndan öğrendim ben kitap tutan ellerin farkını, Yılmaz Güney’i, Nazım Hikmet’i, Orhan Pamuk’u… Ve devrik cümlelerin şiirsel kuvvetini.

Benim annem aykırıdır. Kurallara değil, akıla; herkesin “hayır”ını sorgulamaya inanir. O’ndan öğrendim ben çoğunlugun onayladığı kurallar aklımla çelişkiye düştüğünde, aklıma güvenebilmenin cesaretini.

Benim annem her kesimden, her çevreden arkadaş sahibidir, çeşit çeşit. Bütüne bakar benim annem, yalnızca görünene, bilinene değil. O’ndan ögrendim ben insanları sosyal statülerdense fikirlerin, ağızlarından dökülenlerin ayırdığını. 

Benim annem ahlakla bir tutmaz cinselliği. Yasaklatmaz, yargılamaz, suç saymaz. O’ndan öğrendim ben kadınlığımdan, vücudumdan, arzularımdan utanmamayı… Ahlakın vücutta değil beyinde ikamet ettiğini.

Benim annem önem vermez nüfusta yazana. Dünya görüşü eşitlikle sıvanmıştır. O’ndan öğrendim ben Ermeni, Kürt, Alevi, Yahudi ayırtetmeksizin herkesi kendim gibi sevebilmeyi.

Benim annem kaçmaz, bahane üretmez, bunalmaz söz konusu bir diğerine yardim olunca. Kendini unutur, başkasına verir önceliği. O’ndan öğrendim ben, bir yabancıya bile, hiçbir çıkar gözetmeksizin el uzatabilmeyi.

Benim annem “her şey insanlar için Zeyno’cuğum” der hep… O’ndan öğrendim ben ne kadar acı içerisinde olursam olayım, yarına ümitle bakabilmeyi, altından kalkabileceğime inanmayı.

Ve benim annem öyle güzel sever ki… Sonra kim sevse seni hep eksik, hep yetersiz, hep yarım kalır… O’ndan öğrendim ben, bu dünyadaki yerimi… Sevilmeye değer biri olduğumu…



Anne, bugün hala kilometreler ayırıyor olsa bile bizi, öğrettiklerin, hissettirdiklerin benimle. Sen benimlesin… Düşüncelerimde, yazdığım satırlarda, tonlamalarımda… Hep sen varsın. Hep bana teşekkür ediyorsun ya sana yaşattıklarım için, gurur duyuyorsun ya benimle, sebebi sensin… Kaynağı sensin… İlhamı sensin.

Önünde saygıyla, sevgiyle, hayranlıkla eğiliyorum.

Hayat gerçekten seninle güzel Gül Anne!



                                          Zeynon.